Yeni Başlayanlar İçin Siyaset

türkiyede siyaset

siyaset hakkında yalan yanlış bilgiler

Baktım herkes atıp tutuyor, cahil zengin fakir öğrenci profesör her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Sokak muhabirleri yoldan geçenlere bir şey sorduğunda rezilliklerine gülmekten bir haller oluyoruz. Bütün bunların biraz olsun önüne geçmek için böyle basit bir yazı yazayım dedim.

Siyaset Nedir?

Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Çok-Partili Sistem dahilinde Parlamenter Demokrasi ile yönetilir.

Bir birimin devlet olarak nitelendirilebilmesi için diğer devletler tarafından tanınmasına gerek yoktur. Zira tanıma sadece uluslararası alanda ilişki kurmak için gerekli bir işlemdir.

Çok partili sistem demek; Oy kullanma hakkı bulunan kişilerin bir çok parti arasında seçim yapma şansı olması demek. Avrupa ülkelerinin çoğunda demokrasi bu şekilde işliyor. Bizim gibi çok uluslu, birden fazla kültürü barındıran ülkelerde her kesimden düşünce grubu mecliste temsil hakkı bulabilir.Bu bazen iyi bazen kötü olur.Kötü tarafı istikrarı yakalamak zordur. Türkiye’de siyasetin uzun vadede bir türlü rayına oturamayışından anlayabilirsiniz. Buna karşılık bir de “iki partili sistem” vardır ki buna en iyi örnek “ABD” ve “İngiltere” verilebilir. Seçim hakkı olanlar  iki büyük parti arasından seçim yapar.

Türkiye‘de milletvekili genel seçimleri, dört (2007 referandumundan önce beş) yılda bir, 550 üyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne üye seçmek için, nisbi temsil sistemi ile yapılır. Bir parti mecliste sandalye elde etmek için, ulusal düzeyde oyların en az %10’unu almalı, aynı zamanda seçim bölgelerinde oyların, karmaşık bir formülle hesaplanan bir yüzdesini elde etmelidir. Cumhurbaşkanları ise 2007’de anayasada yapılan değişikliğe kadar meclis tarafından bir defa yedi yıllığına seçilmekteydi, bundan sonra halk tarafından en fazla iki defa beş yıllığına (5+5) seçilecektir.

Türkiye’de, seçimde başarılı olan iki ya da üç, bazen de dört partiden oluşan çok partili sistem uygulanmaktadır. 1950’den beri mecliste muhafazakâr partiler çoğunluğu oluşturmaktadır. Şu an çoğunluğa sahip olan AKP bile, temeli İslamcı eğilime dayanmakla itham edilmesine rağmen, kendisini DP geleneğinden olarak tanımlama eğilimindedir. En büyüğü CHP olan sol partiler ise en büyük desteği büyük şehirlerden, kıyı bölgelerinden, orta derecede gelir düzeyine sahip kişilerden, devlet memurlarından, askeri görevlilerden ve Alevilerden almaktadır.

2011 Genel seçim sonucu olarak meclisteki son durum şöyledir

Parti İdeoloji Lider Sayı
Adalet ve Kalkınma Partisi AKP Ekonomik Liberalizm
İslamcılık
Muhafazakarlık
Recep Tayyip Erdoğan 326
Cumhuriyet Halk Partisi CHP Kemalizm
Sosyal Demokrasi
Laiklik
Kemal Kılıçdaroğlu 135
Milliyetçi Hareket Partisi MHP Türkçülük
Ülkücülük
Devlet Bahçeli 53
Barış ve Demokrasi Partisi BDP Sosyal Demokrasi
Kürt Milliyetçiliği
Selahattin Demirtaş 36

Bakanların listesini vereyim bu isimlerden biri sorulduğunda futbolcu falan demeyin.

 Kabinedeki Başbakan Yardımcısı Bakanlar

  • Bülent Arınç
  • Ali Babacan
  • Beşir Atalay
  • Bekir Bozdağ

12 Haziran 2011 Seçimleri Sonrası Yeni Bakanlar Kurulu Listesi Yeni Kabine ve Yeni Bakanlar

  • Başbakan: Recep Tayyip Erdoğan
  • Başbakan Yardımcısı: Bülent Arınç
  • Başbakan Yardımcısı: Ali Babacan
  • Başbakan Yardımcısı: Beşir Atalay
  • Başbakan Yardımcısı: Bekir Bozdağ
  • Adalet Bakanı: Sadullah Ergin
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Fatma Sahin
  • Avrupa Birliği Bakanı: Egemen Bağış
  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Nihat Ergün
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Faruk Çelik
  • Çevre ve Şehircilik Bakanı: Erdoğan Bayraktar
  • Dışişleri Bakanı: Ahmet Davutoğlu
  • Ekonomi Bakanı: Zafer Çağlayan
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Taner Yıldız
  • Gençlik ve Spor Bakanı: Suat Kılıç
  • Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Mehdi Eker
  • Gümrük ve Ticaret Bakanı: Hayati Yazıcı
  • İçişleri Bakanı: Muammer Güler
  • Kalkınma Bakanı: Cevdet Yılmaz
  • Kültür ve Turizm Bakanı: Ömer Çelik
  • Maliye Bakanı: Mehmet Şimşek
  • Milli Eğitim Bakanı: Nabi Avcı
  • Milli Savunma Bakanı: İsmet Yılmaz
  • Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu
  • Sağlık Bakanı: Mehmet Müezzinoğlu
  • Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı: Binali Yıldırım

Listeye göz gezdirseniz iyi olur, haber izlerken trene bakar gibi bakmaz biri bir şey sorduğunda komik duruma düşmezsiniz.

 

Hal böyle iken işler her zaman düzgün gitmiyor ve Demokrasi ve Cumhuriyet kavramlarının dışında müdahaleler de oluyor.

Türkiye 1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili hayata geçiş yapmıştır. TSK, iç güvenliğin tehdit altında olduğunu ifade ederek bazen bazı yasaların geçmesini engellemek ya da geçirmeye zorlayarak , bazen de Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerini istifaya zorlayarak ya da alaşağı ederek demokratik sivil yönetime müdahele etmiştir. Bu darbe ve muhtıralar bazen emir komuta zinciri içinde (12 Eylül Darbesi gibi); bazen de emir komuta zinciri dışında sadece bir grup subay tarafından ( 27 Mayıs Darbesi gibi) planlanmış ve icra edilmiştir.

TSK 1960 ve 1980 yıllarında iki kez yönetime el koymuş, 1971 ve 1997 yıllarında ise hükümeti istifaya zorlamıştır.

Bu olaylardan sonra Türkiye’de halkın siyaset anlayışı bozulmuştur. Demek istediğim Sağcıyım diyerek aslında görüşleri sol partiye daha çok uyan, ya da sol görüşlü olduğunu savunup sağcı gibi davranan insanlara denk gelmemiz bu nedenledir.

2007 yılından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bazı muvazzaf ve emekli mensubları, darbe planı ve ülkeyi kontrol atına almak amaçlı kaos planlarına ilişkin davalarla ilgili olarak yargılanmaya başlanmıştır. Bu davalar arasında Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe teşebbüsü iddialarıBalyoz darbe planıİrticayla Mücadele Eylem PlanıErgenekon davaları12 Eylül Darbesi ve 28 Şubat Süreci davaları bulunmaktadır. Bu davalar çerçevesinde 200’den fazla TSK mensubu tutuklu olarak yargılanmaktadır.

Siyasetimize sadece bu askeri müdahaleler değil “Maraş Katliamı“, Sivas Katliamı” ve “Çorum Olayları” gibi bir çok leke bulunmaktadır.

Olayların dışında doğrudan kişilere karşı yapılmış haksızlıklar da mevcuttur. Her hangi bir suçu olmamasına rağmen siyasi suçlu olarak yarglanmış ve idam edilmiş insanlarımız olmuştur.  “Deniz Gezmiş” ilk akla gelendir.

 

Gelelim Sağ – Sol Kavramlarına: Sağcılık Nedir Solculuk Nedir ?

Sağ ve sol terimlerini herkesin mutabık kalabileceği bir şekilde tanımlamak mümkün değildir. Sağ ve sol terimleri Fransız Devriminden sonraki ilk parlamentoda ortaya çıkmıştır. Belirli görüşleri savunan  kişiler parlamentonun sağ kanadında oturmuş, bu görüşe muhalefet eden kişiler ise sol kanatta oturmuşlardır.  Sağ tarafa oturanlar Kralı, krallığı, geleneklere bağlı kalmayı burjuvaziyi savunanlar sol tarafta oturanlar ise köylü ve işçi sınıfına eşit hakları ve cumhuriyeti savunanlardı.Bu tarihten beri partileri sağ ve sol şekilde tanımlamak gelenek haline gelmiştir. Ancak herkes bu terimlerin tanımında ortak bir görüşe sahip olmadığı için bu terimlerin kullanılması bilimsellikten ziyade siyasî bir propaganda haline gelmiştir. Dediğim gibi bu sağ sol olayı ülkemizde karışmıştır.  Yoksul işçi kesim ve köylülerin normalde solcu olması gerekirken geneli sağcıdır. Bunun en büyük nedeni muhafazakar kesimin Din ve siyaseti iç içe geçirmesidir.

 

 

 Kuruluş Yılına Türkiye’deki Aktif  Siyasi Partiler ve Başkanları.

Parti Adı Kısaltma Kuruluş Tarihi Genel Başkanı
Cumhuriyet Halk Partisi CHP 1923 Kemal Kılıçdaroğlu
Demokrat Parti DP 1946 Namık Kemal Zeybek
Milliyetçi Hareket Partisi MHP 1969 Devlet Bahçeli
Demokratik Sol Parti DSP 1985 Masum Türker
İşçi Partisi İP 1992 Doğu Perinçek
Millet Partisi MİLLET 1992 Aykut Edibali
Türkiye Sosyalist İşçi Partisi TSİP 1993 Ali Öner
Büyük Birlik Partisi BBP 1993 Yalçın Topçu
Liberal Demokrat Parti LDP 1994 Cem Toker
Emek Partisi EMEP 1996 Levent Tüzel
Özgürlük ve Dayanışma Partisi ÖDP 1996 Alper Taş
Devrimci Sosyalist İşçi Partisi DSİP 1997 Şevket Doğan Tarkan
Alternatif Parti ALPARTİ 1998 İlker Bircan
Gönül Birliği Yeşiller Partisi GBYP 2000 Eşref Yazıcıoğlu
Saadet Partisi SAADET 2001 Mustafa Kamalak
Adalet ve Kalkınma Partisi AK PARTİ 2001 Recep Tayyip Erdoğan
Lider Türkiye Partisi LTP 2001 Mustafa Özman
Bağımsız Türkiye Partisi BTP 2001 Haydar Baş
Türkiye Komünist Partisi TKP 2001 Erkan Baş
Yurt Partisi YP 2002 Saadettin Tantan
Hak ve Özgürlükler Partisi HAKPAR 2002 Bayram Bozyel
Genç Parti GP 2002 Cem Cengiz Uzan
Milli Egemenlik Partisi MEP 2002 Cevdet Anaçoğlu
Bağımsız Cumhuriyet Partisi BCP 2002 Mümtaz Soysal
Sosyalist Demokrasi Partisi SDP 2002 Rıdvan Turan
Sağduyu Partisi SADP 2002 Mehmet Yücel Ağargün
Ayyıldız Partisi AYYILDIZ 2003 Serap Gülhan
Emekçi Hareket Partisi EHP 2004 Sibel Uzun
Milli Demokrat Halkın Partisi MDHP 2004 Yusuf Erikel
Bizim Parti BİZİM PARTİ 2004 Ahmet Yılmaz
Halkın Yükselişi Partisi HYP 2005 Ragıp Önder Günay
Halkın Kurtuluş Partisi HKP 2005 Nurullah Ankut
Çağdaş Türkiye Partisi ÇAĞDAŞ 2005 Metin Bozkurt
Müdafaai Hukuk Hareketi Partisi MHHP 2006 Turgut Akcan
İşçi Kardeşliği Partisi İKP 2006 Zeki Kılıçaslan
Türkiye Müdafaa-i Hukuk Partisi TMHP 2006 Mahmut Yılbaş
Güçlü Türkiye Partisi GTP 2007 Tuna Bekleviç
Katılımcı Demokrasi Partisi KADEP 2006 Şerafettin Elçi
Yüce Diriliş Partisi YÜCEDİRİLİP 2007 Sezai Karakoç
Vatanseverler Partisi VP 2007 Mehmet Refik Yücel
Doğru Yol Partisi DYP 2007 Çetin Özaçıkgöz
Sevgi ve Dayanışma Partisi SEVDAY 2007 Yavuz Uysallı
Devrimci İşçi Partisi DİP 2007 Sungur Savran
Türkiye Özürlüler Partisi TÖP 2007 Rafet Türkmen
Ebedi Nizam Partisi ENP 2007 Seyfettin Koçan
Hak ve Eşitlik Partisi HEPAR 2008 Osman Pamukoğlu
Barış ve Demokrasi Partisi BDP 2008 Selahattin DemirtaşGültan Kışanak
Yeşiller Partisi Yeşiller 2008 Yüksel SelekÜmit Şahin
İşçilerin Sosyalist Partisi SP 2008 Sevim Belli
Hak ve Hakikat Partisi HAKPARTİ 2008 Dursun Güneş
Türkiye Partisi TP 2009 Abdüllatif Şener
Eşitlik ve Demokrasi Partisi EDP 2010 Ferdan Ergut
Milliyetçi ve Muhafazakar Parti MMP 2010 Ahmet Zeki Arslan
Ulusal Parti ULUSAL 2010 Gökçe Fırat Çulhaoğlu
Halkın Sesi Partisi HAS PARTİ 2010 Numan Kurtulmuş
Sosyal Demokrat Parti SODEP 2011 Hüseyin Ergün
Birlik ve Huzur Partisi BHP 2011 Emanullah Gündüz
Milliyetçi Türkiye Partisi MTP 2011 Ahmet Yılmaz
Engelsiz Türkiye Partisi ETP 2012 Muharrem Parmaksız

Kaç tane olduğunu siz sayarsınız. Hangi partinin neyin peşinde olduğunu başka bir yazıda yazacağım.

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları

  1. Mustafa Kemal Atatürk
  2. Mustafa İsmet İnönü
  3. Mahmut Celal Bayar
  4. Cemal Gürsel
  5. Cevdet Sunay
  6. Fahri Korutürk
  7. Ahmet Kenan Evren
  8. Halil Turgut Özal
  9. Sami Süleyman Demirel
  10. Ahmet Necdet Sezer
  11. Abdullah Gül

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları
Kurtuluş Savaşı Dönemi Başbakanları

  • Mustafa Kemal Atatürk
  • Mustafa Fevzi Çakmak
  • Hüseyin Rauf Orbay

Cumhuriyet Dönemi Başbakanları

  • İsmet İnönü
  • Ali Fethi Okyar
  • İsmet İnönü
  • Celal Bayar
  • Dr. Refik Saydam
  • Şükrü Saracoğlu
  • Recep Peker
  • Hasan Saka
  • Şemsettin Günaltay
  • Adnan Menderes
  • Cemal Gürsel
  • İsmet İnönü
  • Suat Hayri Ürgüplü
  • Süleyman Demirel
  • Prof. Dr. Nihat Erim
  • Ferit Melen
  • Naim Talu
  • Bülent Ecevit
  • Ord.Prof. Sadi Irmak
  • Süleyman Demirel
  • Bülent Ecevit
  • Süleyman Demirel
  • Bülent Ecevit
  • Süleyman Demirel
  • Bülent Ulusu
  • Turgut Özal
  • Yıldırım Akbulut
  • Mesut Yılmaz
  • Süleyman Demirel
  • Tansu Çiller
  • Mesut Yılmaz
  • Necmettin Erbakan
  • Mesut Yılmaz
  • Bülent Ecevit
  • Abdullah Gül
  • Recep Tayyip Erdoğan

Eminim Fenerbahçelilerin yarısından fazlası Şükrü Saraçoğlu’nun kim olduğunu bilmiyordur.

 

Türkiye‘de devlet görevlilerinin resmi olarak öncelik sırası aşağıdaki gibidir.

  1. Cumhurbaşkanı
  2. TBMM Başkanı
  3. Başbakan
  4. Anayasa Mahkemesi Başkanı
  5. Genelkurmay Başkanı
  6. Ana Muhalefet Partisi Başkanı
  7. Eski Cumhurbaşkanları
  8. Başbakan Yardımcıları
  9. Yargıtay Birinci Başkanı
  10. Danıştay Başkanı
  11. Diyanet İşleri Başkanı[1]
  12. Bakanlar Kurulu üyeleri
  13. Kuvvet komutanları (Kara, Deniz, Hava, Jand.)
  14. Orgeneraller/Oramiraller
  15. YÖK Başkanı
  16. TBMM Başkan Vekilleri
  17. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Başkanları
  18. TBMM Katip Üyeleri ve İdare Amirleri
  19. TBMM’de Temsil Edilen Siyasi Partilerin Genel Başkanları
  20. TBMM Siyasi Partiler Grup Başkanları ve Başkan Vekilleri
  21. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Başkan Yardımcıları
  22. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Sekreterleri
  23. TBMM üyeleri şeklinde liste bayağı uzun devam ediyor…

 Bazı Siyasi Terimler

Tüzük: Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü

Mevzuat: 
Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünü

Anayasa: 
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi.

Kararname: 
Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı

Parti: 
Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka

Seçim: 
Kanunlar, yönetmelikler uyarınca kanun koymak ve yönetmek için bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme, intihap

Milletvekili: 
Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi, mebus, parlamenter, vekil.

Hükûmet: 
Bir ülkenin yönetim kuruluşları

Tutanak: 
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, zabıt, zabıtname

Bakan: 
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, nazır

Başdanışman: 
Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse

Siyaset: Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış

Politika: Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa

Tezkere: Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt

Bürokrasi: 
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu

Bürokrat:
 Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici

Genel Başkan: 
Bir kurum veya kuruluşun idaresinden bütünüyle sorumlu olan kimse

Darbe: 
Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi

Demokrasi: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık

Laiklik: Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, laisizm

Cumhuriyet: Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi

Eylem: Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası

Gensoru: Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru, istizah

İktidar: 
Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi

Muhalefet: 
Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler

Kabine: 
Bakanlar Kurulu, hükûmet

Büyükelçi: 
Bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisi, sefirikebir

Kamu: 
Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü

Kamuoyu: 
Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi, halkoyu, amme efkârı, efkârıumumiye

Referandum: 
Halk oylaması

Yasa Tasarısı: 
Hükûmet tarafından hazırlanarak yasalaşması için meclise gönderilen kanun metni, kanun tasarısı, kanun layihası

Veto: 
Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı

Divan: 
Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis

Bütçe: 
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü

Başbakan: Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil

Genelkurmay: Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye

Kongre: 
Çeşitli ülkelerden yöneticilerin, elçilerin, delegelerin katılmasıyla yapılan toplantı

Taslak: 
Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma, eskiz

Vergi: 
Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para

Cumhurbaşkanı: 
Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde devlet başkanı, reisicumhur, cumhur reisi

Oy:
 Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih

Nisap:
 Yeter sayı

Yerel Yönetim:
 İl, belediye veya köy halkının oradaki ortak yerel gereksinimlerini karşılayan ve genel karar organları oradaki halk tarafından seçilen kamu tüzel kişisi, mahallî idare

Vali: 
Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi, ilbay

Koalisyon hükümeti: 
Birden çok siyasi parti veya grubun ortaklaşa kurduğu hükûmet ve yönetim biçimi, koalisyon, ortak yönetim

Oy Pusulası: 
Seçimlerde adaylara veya partilere ait özel şekilleri içeren, üzerine oya ait işaret konulan resmî belge, oy kâğıdı, pusula

Sıkıyönetim: 
Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim, örfi idare

Devlet Bakanı: 
Bazı resmî kuruluşların yönetimini başbakan adına üstlenen hükûmet üyesi

Komisyon: 
Alt kurul

Seçmen:
 Seçimde oy verme hakkı olan kimse, müntehip

SOSYALİZM

Sosyalizm veya toplumculuk, iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği bir toplum fikrine dayanan bir düşünce sistemidir. Bununla birlikte, sosyalizmin fiili anlamı uygulamada zaman içinde değişmiştir. Siyasi bir terim olması nedeniyle, sınıfsız bir toplumun oluşturulması amacıyla, devrim ya da toplumsal evrimle örgütlü bir emekçi sınıf kurulmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Sosyalizm, kökenlerini sanayileşme dönemindeki aydınlanma düşüncesinde dile getirilen siyasal ve sosyal eşitlik isteğinden almıştır. Giderek artan bir şekilde modern demokrasilerde de sosyal reformlar üzerine yoğunlaşılmaya başlanmıştır. Sosyalizm ve sosyalist terimi, bir dizi ideolojiye, bir ekonomik sisteme, varolmuş yahut varolan bir devlete işaret edebilir..
Marksist teoride sosyalizm, kapitalizmin yerini alacak ve daha sonra sosyalist yapı kendiliğinden söneceğinden komünizme dönüşecek bir topluma işaret eder.Marksizm komünizmin teorik ve felsefi zemini, komünizm sosyalizmin ardılı olarak gelişecek toplumsal sistemdir.
Terimin ilk kullanılışı 19. yüzyılın başına kadar gider. İlk kez 1827’de İngilterede, Robert Owen’ın takipçilerini adlandırmak için kullanılmıştır. Fransa’da, yine özgönderimsel olarak, 1832 yılında l’Encyclopédie nouvelle’deki Saint-Simon, ardından Pierre Leroux ve J. Regnaud’un fikirlerinin takipçisi olanlar için kullanılmıştır. Kelimenin kullanımı hızlı bir biçimde yayıldı ve değişik zamanlarda ve yerlerde değişik şekillerde kullanıldı. Farklı kişiler ve gruplar kendilerini sosyalist ve sosyalist karşıtı olarak tanımladılar. Sosyalist gruplar arasında büyük farklılıklar olmakla birlikte, neredeyse hepsi, toplumun seçkin bir azınlığına hizmet etmektense halk çoğunluğuna hizmet eden bir iktisat bilimiyle birlikte, dayanışma prensiplerine göre işleyip, eşitlikçi toplumu savunarak, sanayi ve tarım işçileriyle birlikte mücadele eden, 19. ve 20. yüzyıla dayanan bir ortak tarihle bağlandıklarını kabul edeceklerdir

KOMÜNİZM

Komünizm, komünistlik veya toplumculuk, sosyal örgütlenme üzerine bir kuramsal sistem ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik harekettir. Komünizm sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx’ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum geçecektir.
Komünizm’in temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması, karşıt görüşlüleri için “ütopya” olarak atfedilir ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağına inanılır.
Tarihte gerçek anlamda komünizm yaşanmamıştır, çünkü komünizm ancak dünyanın tüm toplumları tarafından kabul edildiğinde gerçekleşmiş olur. Komünist olarak anlaşılmış toplumlar, ya sosyalist ya da devlet kapitalizm’i gerçekleştirmiştir, gerçekleştiriyordur. Paris Komünü, gerçek anlamda komünal sistem yaşayabilmiş tek topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncüllüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında Anarko-komünist hareketle şekillenen (yaklaşık 4 yıl sürmüştür) toprakların kollektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünal topluluklarda kurulmuştur.
Komünizmi savunan akımlar arasında en yaygını Leninizm (Marksizm-Leninizm)’dir. Marksizm-Leninizm’e göre komünizme giden süreç burjuvazinin ortadan kalkmasını sağlayacak olan proletarya diktatörlüğüyle başlatılacak ve ardından komünizmin hazırlayıcısı sosyalizm aşamasına geçilecektir. Marksist kuramda son aşama olan komünizmin gerçekleşmesiyle devlet ortadan kalkacaktır.
Leninizm dışında iki komünist akım daha bulunmaktadır. Bunlardan ilki Marksizm’in temel görüşlerini benimseyen fakat Leninist modelle komünizm hedefine ulaşılamayacağını iddia eden sol komünizm veya konsey komünizmi olarak adlandırılan akımdır. Lenin’in “Sol Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı” adlı eserine cevaben yazılan Herman Gorter’in “Yoldaş Lenin’e Açık Mektup”, Gilles Dauvé ve François Martin’in “Komünist Hareketin Güneş Tutulması ve Yeniden Ortaya Çıkışı” isimli kitaplar bu akımın takipçilerinin yarattıkları eserlerdir.
Diğer bir komünist akım ise anarşist komünizm’dir. Anarşizmin bireyci ve kolektivist akımlarından ayrılan anarşist komünizm fikri, komünizme devlet aygıtını ele geçirerek geçilebileceğini reddeder ve bunu savunan Marksizm’i eleştirir. Peter Kropotkin, Nestor Makhno, Errico Malatesta, Carlo Cafiero anarşist komünizm düşüncesinin temellerini atan düşünürlerden ve eylemcilerden bazılarıdır. Anarşist komünizm, anarşizm’den “sınıf” gerçeğine göre hareket etme ve örgütlenme temelinde ayrılır. Savunucuları komünizmin, bilimsel sosyalizm olmadan gerçekleştirilebileceği üzerinde birleşir. Anarşist komünizm, devlet’in kapitalizm için bir kılıf olduğunu ve bu yüzdende sınıfsız bir topluma gidilecek süreçte kullanılmasının sonucunda “diktatörlük”, “devlet kapitalizm”i ya da “bir sözde zümrenin, toplum üzerinde iktidarı’na yol açacağını düşünür.
Komünizm henüz hiç uygulanmamış ve kuramsal düzlemde kalmıştır.

LİBERALİZM

Liberalizm, özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. Genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukukun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzeni hedefler. Liberal demokrasi olarak adlandırılan bu devlet düzeni, açık ve adil bir seçim sistemi ile birlikte tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu ve fırsat eşitliğine sahip olduğu bir sistem olarak modellenir.
Yapısından ötürü liberalizm tartışmaya açıktır. Liberalizm ekonomide, özel girişim demektir en başta. Liberalizm özgür kelimesinden gelir ve tekil değil çoğul bir özgürlüğü kapsar bu sebeple tüm toplumu ilgilendirir. Bir Toplumu,Ulusu yönetim biçimidir. Dolayısıyla bireysel özgürlüklerin kısıtlanamaması liberalizme ters olması gerekir.
Kralların doğal yönetim hakkı, veraset sistemi, devlet dini gibi eski devlet teorisini oluşturan birçok temel kabule liberalizm karşı çıkar. Tüm liberaller bireyin yaşama hakkı, özgürlüğü ve mülkiyet hakkı gibi temel insan haklarını kabul eder ve desteklerler. Bununla birlikte birçok ülkede modern liberalizm, toplumsal refahın sağlanması açısından, devletin birey özgürlüğü üzerinde minimal bir kısıtlayıcı gücü olmasını savunarak klasik liberalizmden ayrılır.
Liberalizmin kökleri batı aydınlanma sürecine dayansa da, bugün için terim sağdan sola siyasal yelpazenin farklı noktalarını kapsayan, özgürlük temelli bir düşünce çizgisini tanımlar.

KEMALİZM

Kemalizm, Atatürkçülük ya da Atatürkçü Düşünce, Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalist devletlerin fakir ve geri kalmış bir millete karşı giriştiği paylaşma hareketine tepki olarak doğan, belirli bir sınıf desteğine dayanmayan, geri kalmış safsata ve batıl itikatlardan güç alan kurumlar yerine akla ve bilime dayanan kurumları getirmeyi amaç edinmiş halkın coşkun katılımı ile desteklenmiş devrimdir.Düşünce ve uygulamalarıyla ortaya koyduğu amaçlar, ilkeler ve gerçekleştirdiği devrimlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de, anayasasında belirtildiği gibi, özellikleri ve uygulamalarıyla Atatürkçülük doğrultusunda hareket etmektedir.

Kemalizm; temel ilkelerini Atatürk’ün belirlediği, Türk ulusunun, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde ileri bir toplum olarak çağdaş uygarlık düzeyine erişmesini, tüm insanlığın içinde bağımsız, eşit ve şerefli bir biçimde yer almasını amaçlayan bir düşünce sistemidir. Atatürkçülük olarak da adlandırılan bu sistem, Türk toplumunun gereksinim ve isteklerinden doğmuş; devlet yaşamına, düşünce yaşamına, ekonomik yaşama, toplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi düşünce ve ilkeleri içeren tümden bir ulusal çağdaşlaşma, değişim ve dönüşüm modelidir.

“Kemalizm” terimi 1930’larda kullanılmaya başlanmıştır. 1934’de Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Türk kültürü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtmaya yönelik olarak La Turquie Kemaliste (Kemalist Türkiye) dergisini yayımlamaya başlamıştır.Mustafa Kemal’in kurduğu bu düşünce sistemi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayı’nda kabul edilen 1935 Programı’nda da “Kâmalizm” olarak geçmişti.

 

Sosyal Demokrasi ya da Merkez Sol

Sosyal Demokrasi ya da Merkez Sol, kapitalizmin yarattığı eşitsizlik ve adaletsizlikleri demokratik sistem içinde kabul edilebilir düzeye indirmeyi amaçlayan siyasi ideoloji.

Sosyal Demokrat partiler, Sosyalist Enternasyonal çatısı altında örgütlendi. Sosyalist Enternasyonal’in tanımına göre, sosyal demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet, dayanışma temellerine oturur.

Sosyal demokrasi olgusu, 19. yüzyılın ikinci yarısından beri emekçi sınıfların yürüttüğü sosyal ve siyasal mücadeleler ile egemen sınıfların verdikleri ödünler sonunda varılan uzlaşmanın ürünüdür. Bu süreçte klasik liberal demokrasinin temellerini oluşturan değerler sistemi (kapitalizm,siyasal demokrasi,çoğulculuk vb) korunmuş, ama sosyal adalet, sosyal devlet, sosyal haklar gibi yeni değerlerle beslenmiştir.

Sosyal Demokrasi hareketi önceleri Vladimir Lenin gibi devrimci sosyalistleri de kapsıyordu. Daha sonra evrimci yaklaşım baskın çıktı ve sosyal demokrasi proleter devrime karşı bir ideoloji halini aldı. Sosyal demokrasinin bu evrimci yaklaşımının en önemli temsilcisi, Eduard Bernstein’dır.

Sosyal demokrasi anlayışının devlete sosyal ödevler yükleyip ekonomik yaşama halk kitleleri yararına müdahale olanakları sağlaması sınıflararası farklılık ve gerginlikleri yumuşatıcı bir rol oynamış, kapitalizmi ve batı tipi demokrasiyi aşmayı amaçlayan radikal devrimci akımlara karşı da bir set oluşturmuştur. Bu açıdan, bir olgu ve anlayış olarak sosyal demokrasi, sosyal demokrat akım ve hareketlerin 20. yüzyıldaki felsefe ve programlarına denk düşer.
Devrimci sosyalistler, sosyal demokrasiyi kapitalizmle işbirliği yapmakla suçlar, “reformizm” adını verir. “Reformist”, sol ideoloji taraftarları arasındaaşağılayıcı bir tanımdır.

 

 

Emre Özcan 2016-09-03T18:14:01+00:00

About the Author: Emre Özcan

Emre Özcan 1984'de herhangi bir şeye tepki olarak doğdu. İkizler burcu bir bilişim çalışanı. İnsan ilişkileri,futbol,internet,sosyal medya,felsefe ve dini konularla ilgilenmeyi çok seviyor. Şimdilik Ataşehir'de tek başına yaşıyor zengin olunca Cihangir'e taşınacak.

Lütfen yorumlarınızla desteklemekten çekinmeyin

%d blogcu bunu beğendi: