Marjinal Yetiş(tire)meyen Sülale

En boy adam sayısı ve zaman gibi etkenleri göz önüne aldığımızda Türkiye’de zirveyi zorlayacak olan kesinlikle bizim sülaledir.

Öncelikle sayı vermekten utandığımı belirtmek isterim… Sülalem çok çok geniş. Kafaları üremeye iyi çalıştığı için (Sanırım Fındık yemenin ve fazla oksijenin etkisi) bol bol çocuk yapan dedelerim yüzünden çok fazla dayı, amca, hala, enişte, teyze ve kuzen sahibiyim.  Rahat adamlarmış sanırım, bu kadar çocuk ne yer ne içer diye kafaya takmadan 9 ayda bir olmak suretiyle üretim yapmışlar.

Bir kaç yıl öncesine kadar birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derece akrabalarım içerisinde durum şöyleydi;

Uzun saçlı erkek = 1

Piercing = 1

Küpe takan erkek = 1

Dövmeli sayısı = 1

Yol açınca yoldan geçen oluyor tabi, yeni nesil daha rahat. Diğer taraftan bu bahsi geçen 200’den fazla kişi içerisinde Avukat + Doktor sayısı toplamı sıfır.

Anne Babamın geldiği köyler o kadar berbattır ki kendi kardeşleri bile arabaları eskiyecek diye gitmez. Bu köyden çıkmış, Dünya kültür seviyesinden takribi 100 -150 seneden geriden gelen bu insanların (akrabaların) benimle veya benzer insanlarla dalga geçmesi insan sabrını yıpratan, zedeleyen eden bir durumdur.

Erkeklerin saç uzatma modasının başlaması 50 yıl önce, benim saç uzatmaya başlama dönemim 11 yıl önce, saçlarımı kısacak kestirmeye başlamam 3 yıl önce, dayımın bana kız yeğenim diye çağ ötesi espri yapması ise 3 hafta öncedir.

Bu tip sülalelerde, çok akıllı fakat insanların kabul etmediği şeyleri söylüyorsan cahil, çok zengin ama paranı paylaşmıyorsan hayırsız, çok okumuş ama az konuşuyorsan geri zekalı, her türlü pisliği yapıp namaz kılıyorsan doğru, her bayram seyranda evine gitmediğin akrabalarına bedava sms atıyorsan dost canlısı olabilirsiniz.

Anne babasıyla aynı partiye oy atmayan, aynı takımı tutamayan, aynı bölgede yaşamayan insan sayısı sanırım bir elin parmaklarını geçmez.

 

akrabalar

Çay içmeden kahvaltı yapamayan, ekmek olmadan yemek yiyemeyen insanların düzgün çocuk yetiştirmesini, farklı yetişmiş çocuklara da saygı göstermelerini beklemek zaten tezat olurdu.

Sülale sabiti köydür. Köy sabittir. Köy değişmez, değiştirilemez. Kuralları kesin ve ciddidir. Köyden gelinmişliği inkar Allaha şirk koşmaktır. Köyünü beğenmeyen piç kurusu, yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyendir. Köyde çocukken yenilen yemek (bu bizim sülalede pancar çorbasıdır) 30 yıl sonra başka memlekette çocuklarına her hafta yedireceğin yemektir. Köyün yemeklerini yapan hamarattır. Köydeki evinden iyi evde oturuyorsan geliştin, köydeki yoldan daha iyi yolun varsa belediyen çalışıyordur.  Köy, bütün maddi ve manevi unsurların mukayese noktasıdır. Köy 30 yılda bir ziyaret edilerek, nereden geldik ne olamadık demek için tek tatil yeridir.  Bizim köyümüz “hey gidi” demek içindir.

Köyün tipi sabittir; 30dan sonra seyrelmiş arka saçlar, göbekli, bıyıklı ve sürekli kumaş pantolon giyen erkekler. Yaz kış fistan üzerine gri hırka giyen, gül desenli ince tülbentle başını saran kadınlar.

Bunun şehir versiyonundan beklenti ise; saçını yana doğru tarayan, gömlek ve kösele ayakkabı giyen, namazını kılan erkek, mini etek, tayt ve askılı giymeyen saçını ve sofrayı toplayan, hanım hanımcık yetişmiş 25’inden sonra evlenmediyse “evde kaldım” diye kuduran kızdır.

daraldım

daraldım

Eğitim öğretim döneminde “oku oku oku” diyerek, ne okuyacağını bilmeyen çocukların kafasını şişiren ebeveynler bir kez dönüp de bizim evde kütüphane var mı yok mu eve en son ne zaman kitap aldık diye düşünmez.

Bu zihniyetin evinde yetişen bu genetik olarak üst ama beyin gücü olarak geri olan nesil evlenme çağı geldiği vakit, seçme ve eleştirme gücünü kaybettiğinden genelde kendine hiç yakışmayan bir eş bulup sonsuza dek yarı mutlu yaşar. ( bu sadece benim görüşüm değil)

marjinal

Sonuç itibariyle ya marjinal olmayacaksın ki sevilesin, standart düzen içerisinde doğup büyüyüp itiraz etmeden çalışıp yaşamaya çalışmaya çalışacaksın, yada bambaşka bir şehrin plakasında araç alıp zamanı geldiğinde köyünü ve kütüğünü değiştireceksin. Gideceksin…

Aksi halde gençlik döneminde eş dost tarafından bir kere mimlendiysen, 1 yanlışın 3 doğruyu götürdüğü bir sınav gibi geçecek ömrün.

Kaçacaksın… Emekleyerek kaçacaksın aykırı kaldığın yerden, evden, kandan… Durmayacaksın bütün gençliğini kemiren aykırı bakışların arasında, sevgisiz büyüdüğün, marjinal yetiştiremeyen sülalenin arasında…

Emre Özcan 2016-09-15T11:25:38+00:00

About the Author: Emre Özcan

Emre Özcan 1984'de herhangi bir şeye tepki olarak doğdu. İkizler burcu bir bilişim çalışanı. İnsan ilişkileri,futbol,internet,sosyal medya,felsefe ve dini konularla ilgilenmeyi çok seviyor. Şimdilik Ataşehir'de tek başına yaşıyor zengin olunca Cihangir'e taşınacak.

Lütfen yorumlarınızla desteklemekten çekinmeyin

%d blogcu bunu beğendi: