Laiklik ve Diyanet İşleri

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı ve Laiklik

Atatürk düşmanı çakma komünistlerin en büyük ezberlerinden biri de laik ülkede diyanet işleri ve din dersleriyle ilgili söylemleridir.

Türkiye'de Diyanet  İşleri Başkanlığı ve Laiklik

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı ve Laiklik

Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olması saçma gibi görünse de işin mantığı ve çıkış noktası baz alındığında gayet mantıklıdır. Geçmişinde Osmanlı gibi dünyaya İslamı yayacağım düşüncesiyle savaştan savaşa girmiş bir neslin devamı oluşumuz ve aradan yıllar geçmesine rağmen muhafazakar ve yobaz kesimin bir kısmı halen bir gün şeriat gelecek umutlarıyla yaşaması tehlikesi önünde Türkiye’de laik düzeni korumak için diyanet işleri gereklidir. Komünistlerin burada gözünden kaçan nokta Diyanet İşleri Başkanlığı’nı bakanlık sanmalarıdır.

Atatürk’ün dediği gibi; “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz”.  Bugün bu ülkeden diyanet kaldırılsa yarından itibaren her kafadan farklı bir hutbe,fetva,vaaz çıkacak, camiler mürit evi olacak, toplanan paralar da cemaatlere akacak eminim. Yeri gelecek cemaatler siyasi güç olacak, müritler cihad için koşacak. Devletin bir şekilde bu kontrolsüz dini gücü kontrol altında tutması ve devlete karşı oluşabilecek tehditleri savuşturması için diyanet gereklidir.

Belki de ben çok abartıyorumdur… Böyle düşünenler varsa İran’a bakabilir.1925-1979 arasında gayet de laik bir ülke ilken dini kontrol altında tutamadı. 1979 yılında İran İslam Devrimi gerçekleştirildi ve ülke İslami Cumhuriyete çevrildi.

Pakistan, 1956 Anayasası ile ülke İslami Cumhuriyete dönüştürüldü. Irak 1932-1968 arası laikti.Madagaskar 1960 dan sonra laik oldu ama 2007 yılında Anayasadaki Laiklik ibaresi çıkartıldı.

Evet, Türkiye’deki Diyanet işleri her kesime hitap eden ve olması gerektiği gibi işleyen bir kurum değil ama düzeltilemeyecek bir dudumda da değil. Sadece sunni kesime hitap eden, bütçesi, geliri ve gideri kontrol altında olmayan bir diyanet işlerimiz var. Bana kalırsa devlet diyanete asla destek olmamalı sadece denetlemelidir. Hoca maaşları vergilerden verilmemeli. Hepsinden önce de kimliklerdeki din ibaresi kaldırılmalıdır. Eğer kaldırılmıyorsa ibadethane giderleri dini ibaresi dolu olanlar tarafından vergilendirilmelidir.  Ateist biri olsam ve sevmediğim hoca tiplerin benim vergimle maaş aldığını bilerek yaşasam herhalde sinirden felç olurdum.

Aynı mantıkla bakarsak Kuran Kurslarının da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmasını da anlayabiliriz. Ayrıca zorunlu din dersini getiren Atatürk değil Kenan Evren ve onun darbeci zihniyetidir.

Bir ülkedeki bir kurumun hatalı uygulamalarıyla ilgili eleştiri yaparken bütün devleti suçlamak ve dağa çıkmak yerine demokratik ve medeni insanlara yakışır bir şekilde bu hataya sebebiyet veren,yanlış uygulayan veya düzeltmeyen hükumetleri suçlu tutarak düzeltilmesi yolunu seçmeli ve milli birlik beraberlik ile daha düzgün bir ülkede yaşamayı hedeflemeliyiz.

Burada mücadelemizi Atatürk ve din düşmanlığı yaparak devlete karşı değil, hükumete karşı siyasi mücadele vererek diyanet işlerinin daha işlevsel ve her kesime hitap edecek hale getirmek için yapmalıyız.

Komünistlerin gözünden kaçan bir diğer nokta ise Türkiye’yi eleştirirken dünyada neler oluyor görmemeleridir. Medeniyetin beşiği dedikleri bazı Avrupa ülkelerinin meclisinde Hac asılıdır. Hristiyan olmayan çocukların en arkaya oturtulduğu sınıflar yine avrupadadır. Nikah ve düğününü kilisede yapan, en büyük futbol statlarında kilise bulunduran, Papa’nın lafıyla yatıp papanın lafıyla kalkan millet yine avrupadadır.

Danimarka Avrupa’nın ateist nüfus bakımından 4. büyük ülkesidir, buna rağmen Danimarka Anayasasında devletin dini mezhebi bellidir.

<Alıntı>
Dünya Devletleri Anayasalarında Lâiklik İlkesi :a) Birinci Grup: Din-Devlet İşlerinin Ayrılığını Belirten Ülkeler.- Bazı devletler lâik olduklarını açıkça belirtmemekle birlikte din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olduğunu anayasalarında belirtmişlerdir: Letonya, Moğalistan, Slovakya, Slovenya, Ukrayna. Görüldüğü gibi bu devletler eskiden komünist ideolojiyi benimseyen devletlerdir

a) İkinci Grup: Devletin Belli Bir Dini veya Kiliseyi Himaye Etmediğini Belirten Ülkeler.- Diğer bazı devletler de lâik olduklarını açıkça belirtmemekle birlikte, devletin bir dininin olmadığını, devletin belirli bir dini veya kiliseyi himaye etmediğini açıkça belirtmektedirler: Belarus Cumhuriyeti, Estonya, Güney Kore, Polonya, Portekiz, Romanya, İspanya, Uganda, Uruguay, Vietnam. Görüldüğü gibi bu gruptaki devletler bir iki istisna hariç, yine eski komünist devletlerdir

c) Üçüncü Grup: Lâiklik İlkesini Kabul Edenler.- Servet Armağan?ın tespitlerine göre 173 devlet anayasasından sadece 21?i lâiklik ilkesine anayasasında yer vermiştirBu 21 lâik ülke de kendi içinde dört alt gruba ayrılabilir:

1) Birinci Alt Grup: Komünist veya Komünizmden Yeni Kurtulmuş Ülkeler.- Arnavutluk, Angola, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve Türkmenistan olarak üzere toplam 7 devletin anayasasında lâiklik ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Görüldüğü gibi, bunlar halen komünist veya eski komünist ülkelerdir

2) İkinci Alt Grup: Fransa ve Fransa?nın Eski Sömürgeleri .- Fransa ve eskiden Fransız sömürgesi olmuş ülkelerden Benin, Brundi, Merkezî Afrika, Çad, Kongo, Guinea, Guinea-Bissau, Mali, Madagaskar, Mozambik, Senegal, Togo, Zaire olmak üzere toplam 14 adet devlet, anayasalarında açıkça lâiklik ilkesine yer vermiştir. Eski Fransız sömürgesi olan bu ülkelere laikliğin Fransa?dan bir miras kaldığı söylenebilir. Bu arada belirtelim ki, günümüzde Fransa?nın lâikliği de hukuken şüphelidir. Zira, 1958 Anayasanın gönderme yaptığı ve dolayısıyla Fransız pozitif hukukunun bir parçası olan 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinin başlangıcı Tanrı?nın varlığını kabul etmekte ve şöyle demektedir: ?Millî Meclis, Yüce Varlığın huzurunda ve himayesinde aşağıdaki insan ve yurttaş haklarını tanır ve ilân eder?. Dolayısıyla Fransız hukuk siteminde Tanrı?nın varlığı düşüncesi, pozitif hukuk tarafından da kabul edilmiş bir düşüncedir.

3) Hindistan.- Hindistan lâiklik ilkesini Anayasasında kabul etmiş bir ülkedir. Muhtemelen bu ilkenin Hindistan Anayasasında kabul edilmiş olmasının sebebi, bu ülkede 150 milyon Müslüman ve 600 milyondan fazla çeşitli dinlere ve inanışlara mensup insanın bulunmasıdır. Dinsel bakımdan bu şekilde parçalanmış bir ülkede lâiklik muhtemelen bir çözüm yolu olarak görülmüştür.

4) Türkiye.- Lâiklik ilkesini benimsemiş son bir ülke de Türkiye?dir.Türkiye?nin durumu ilginçtir. Yukarıdaki belirtilen hiçbir alt-gruba girmemektedir. Üstelik Türkiye yukarıda belirtildiği gibi 1937 yılında bu ilkeyi Anayasasına koymuştur. 1937 yılında yeryüzünde lâik olan sadece üç ülke vardı: Fransa, Sovyetler Birliği ve Türkiye.

</alıntı>
 

 

 

Kaynaklar: http://tr.wikipedia.org/wiki/Laiklik

http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye’de_laiklik

Emre Özcan 2016-09-15T11:25:38+00:00

About the Author: Emre Özcan

Emre Özcan 1984'de herhangi bir şeye tepki olarak doğdu. İkizler burcu bir bilişim çalışanı. İnsan ilişkileri,futbol,internet,sosyal medya,felsefe ve dini konularla ilgilenmeyi çok seviyor. Şimdilik Ataşehir'de tek başına yaşıyor zengin olunca Cihangir'e taşınacak.

Lütfen yorumlarınızla desteklemekten çekinmeyin

%d blogcu bunu beğendi: