Düşmanlarınızı Sevin

Rab İsa dönemindeki din bilginlere göre: “Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin.” Buna katılyor musunuz? Sanırım coğumuz bu soruya evet diyecektir. Bu soruya cevap vermeden önce şu sorulara cevap vermemiz gerekiyor:

Komşularımız, düşmanlarımız kimdir? Komşumuzu neden sevmeliyiz? İncil’de Rab İsa şöyle der: “Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.” (Matta 5:44) Din bilginlerinin öğretisi ile İsa’nın öğretisi neden çelişiyor? Bize neden düşmanlarımızı sevmemiz gerektiği söylendi? Önce, İsa ile din bilginleri arasında ortaya çıkan görüş farklılığının sebebini açıklayalım.

Tevrat’ta şöyle yazılmıştır: “Öç almayacaksın. Halkından birine kin beslemeyeceksin. Komşunu kendin gibi seveceksin. RAB benim.” (Levliler 19:18) İsa’nın devrinde Yahudi öğretmenler komşunun anlamı saptırmıştılar. Yahudilere komşu dendiği zaman sadece kendi kavimleri akıllarına gelirdi ve din bilginleri Rab’bin verdiği buyruğa eklemeler yaptılar. Onlar Rabbin “Komşunu seveceksin” emrine katıldılar. Ama bu emrin arkasına kafalarında yarattıkları ve Rabbin emriyle tamamen çelişen bir cümle yerleştirdiler: “Düşmanından nefret edeceksin” Birkaç örnek vermeme izin verin. Tevrat’ta şöyle yazılmıştır: “Düşmanınızın yolunu şaşırmış öküzüne ya da eşeğine rastlarsanız, onu kendisine geri götüreceksiniz. Sizden nefret eden kişinin eşeğini yük altında çökmüş görürseniz, kendi haline bırakıp gitmeyecek, ona yardımcı olacaksınız.” (Mısır’dan Çıkmış 23:4-5) Din bilginleri komşunun anlamı değiştirdilerse o zaman komşunun gerçek anlamı nedir?

Rab İsa bize ihtiyacı olan her insanın bizim komşumuz olduğunu söyledi. Bir gün bir Kutsal Kitap Uzmanı İsa’ya gelip bahsettiğimiz konu hakkında şöyle sordu, “Peki komşum kim?” İsa şöyle yanıt verdi: “Adamın biri Yeruşalim’den Eriha’ya inerken haydutların eline düştü. Onu soyup dövdüler, yarı ölü bırakıp gittiler. Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti. Bir Levili* de oraya varıp adamı görünce aynı şekilde geçip gitti. O yoldan geçen bir Samiriyeli* ise adamın bulunduğu yere gelip onu görünce, yüreği sızladı. Adamın yanına gitti, yaralarının üzerine yağla şarap dökerek sardı. Sonra adamı kendi hayvanına bindirip hana götürdü, onunla ilgilendi. Ertesi gün iki dinar çıkararak hancıya verdi. ‘Ona iyi bak’ dedi, ‘Bundan fazla ne harcarsan, dönüşümde sana öderim.’ “Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?” Yasa uzmanı, “Ona acıyıp yardım eden” dedi. İsa, “Git, sen de öyle yap” dedi. (Luka 30-37) Rab İsa komşumuzun kim olduğunu çok iyi anlatmış bize. Artık komşumuzun kim olduğunu biliyoruz. Peki, düşmanımız kimdir?

Hepimizin bildiği bir şey bu. Bize zarar verenler düşmanımızdır. Bize düşmanlarımızı da sevmemiz söylendi. Öylese birilerini severken dost-düşman diye ayrım yapmaya gerek yok. Hem düşmanımızı hem de dostumuz sevmeliyiz. Peki, bize neden düşmanlarımızı da sevmemiz gerektiği söylendi?

Düşmanını sevmek her babayiğidin harcı değildir. Bizler düşmanlarımızı da severek farklı olduğumuzu göstereceğiz. Bu hususta İsa şöyle dedi: “Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu? Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.” (Matta 5:46-48)

İsa çarmıha gerildiğinde onu çarmıha gerenler hakkında şöyle dedi: “Baba, onları bağışla, “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.” Kendisine yapılan onca kötülükten sonra onları hâlâ çok sevebildiyse onun takipçileri olan biz de onları sevmeliyiz. Komşularımızın kimler olduğunu ve düşmanlarımızı neden sevmemiz gerektiğini öğrendikten sonra şimdi de komşumuzu neden sevmemiz gerektiği konusu üzerinde duralım.

İlk olarak İsa komşumuzu sevmemiz gerektiğini söyledi. Hafızanızı tazelememe izin verin. İsa: “Komşunu kendin gibi seveceksin.” dedi. Başka bir sebep olmasa bile zaten İsa “Komşunu kendi gibi seveceksin” dediği için komşumuzu sevmeliyiz.

Şunu unutmayın! İsa bize ihtiyacı olan her insanın bizim komşumuz olduğunu öğretti. İsa cüzamlıları ve felçlileri iyileştirdi (Luka 5:12-25). O körlelerin gözlerini, dilsizin ağzını açtı ve beş ekmek iki balıkla beş bin kişiyi doyurdu (Matta 9:27-34, 14:13-21). Bizim mucize yapamayacağımızı biliyorum. Fakat yoksullara ekmek parası verebiliriz, körlere yol gösterebiliriz, ve morali bozulanlara hoş bir söz edebiliriz…

Komşumuzu sevdiğimizde Tanrı’yı yüceltiyoruz. İsa şöyle dedi: “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler!” Biz iyiliği kendi yüceliğimiz veya kurtuluşumuz için değil, Tanrı’yı yüceltmek için yapıyoruz. Komşumuzu sevmek iyi bir şey, değil mi? O zaman İncil’e göre komşumuzu sevdiğimiz zaman Tanrı’yı yüceltiyoruz.

Günümüzde din bilginleri ve bazı insanlar Tanrı’nın sözünü değiştiriyorlar veya onu saptırıyorlar. Fakat Tanrı’nın sözü değişmez. Hem Tevrat’ta hem de İncil’de komşumuzu sevmemiz gerektiğini söyledi. Üstelik düşmanlarımızı dahi sevmemiz gerektiği vurgulandı. İsa’nın yaptığı gibi biz de komşularımızı ve düşmanlarımızı sevelim.

*Levili- İsrail’in on iki oymağından biri. Harun ve Harun’un soyundan gelen kâhinler bu oymaktandı. Levililer adı, bu kâhinlere tapınakta yardım eden görevliler.

*Samiriyeliler- Yahudiler’le öbür halkların karışmından oluşan, Yahudiye ile Celile arasında yaşayan melez bir halk. Tektanrıcı oldukları halde Samiriyeliler, saf kan Yahudi olamdıklarından ve birtakım değişik dinsel görenekleri izlediklerinden Yahudilerce hor görülürdü.

Emre Özcan 2016-07-02T20:12:51+00:00

About the Author: Emre Özcan

Emre Özcan 1984'de herhangi bir şeye tepki olarak doğdu. İkizler burcu bir bilişim çalışanı. İnsan ilişkileri,futbol,internet,sosyal medya,felsefe ve dini konularla ilgilenmeyi çok seviyor. Şimdilik Ataşehir'de tek başına yaşıyor zengin olunca Cihangir'e taşınacak.

Lütfen yorumlarınızla desteklemekten çekinmeyin

%d blogcu bunu beğendi: