Ahmet Burak Erdoğan – Vikipedi

Ahmet Burak Erdoğan soyadından anlaşıldığı gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu.

Bir çoğumuz kim olduğunu bile bilmez. Adını duyunca hakkında pek bilgim olmadığını farkettim ve bugün biraz araştırma yaptım. tr.wikipedia.org üzerinde maalesef sayfası bulunmuyor. Bunun nedeni ise üzerine uygulanan aktif sansür. Ahmet Burak Erdoğan hakkında bir şeyler yazılıp çizilmesi sansürleniyor. Bunu yazan ise bir Wikipedia yazarı. http://en.wikipedia.org üzerinde açılan bir Ahmet Burak Erdoğan sayfasında deniliyor ki;

Türkiye’de Ahmet Burak Erdoğan’ın adı etrafında aktif sansür vardır. Hatta yerel Wikipedia (Vikipedi) Sayfasında bu İngilizce sayfanın çevirisi sürekli siliniyor.

Ben de sizlere buradan bu İngilizce sayfada bulunan Ahmet Burak Erdoğan hakkındaki bilgiyi aktaracağım.

wikipedia’da hayat hikayesi şu şekildeydi:

Ahmet Burak Erdoğan (doğumu: 4 temmuz 1979) kendisi, halen Türkiye cumhuriyetinin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük oğlu ve mecliste en çok koltuk sayısı bulundurarak hükumette olan parti akp’nin kürsü başkanıdır.

Ahmet Burak Erdoğan, 6 temmuz 2007’de 2.325 milyon dolar değerinde bir gemi satın almıştır ve kardeşinin de abd’de 261,000 dolar değerinde bir evi bulunmaktadır. Ahmet Burak Erdoğan’ın tapu kayıtları hatırlatılması sonrasında abd’de 1 milyon dolarlık bir köşk sahibi oldukları kamuoyuna duyuruldu.

ahmet burak erdoğan, yayaya yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçen Sevim Tanürek’e arabasıyla çarparak bir trafik kazasına karışmıştır. olayla ilgili, kazanın sürücünün suçu olduğuna dair iddialar olduysa da sevim tanürek kazada sekizde sekiz suçlu bulundu. tanürek kazadan beş gün sonra hayatını kaybetti.

Bu sayfa defalarca silindi yazıldı derken bugün kontrol ettiğimde Türkçe bir wiki sayfası bulunmuyor.

Sevim Tanürek‘in de kim olduğunu yine bir çoğumuz bilmez. Klasik Türk müziği şarkıcısı. 1950-1959 yılları arasında TRT Ankara Radyosu’nda çalıştı.Daha sonra ayrılarak sahne çalışmaları yapmaya başladı. Çok sayıda 45’lik plak doldurdu. Karma Turka serisinden “Hicran” adlı bir albümü yayınlandı.

1 Mayıs 1998′de İstanbul’da (Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi’nde) saat 11:45 sularında ölümlü bir trafik kazası meydana geldi. 34 ABR 93 plakalı Opel marka aracın çarptığı yaya, Türk Sanat Müziği sanatçısı Sevim Tanürek (d. 1934) ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı, altı gün sonra Alman Hastanesi’nde vefat etti. Tanürek’e çarpan aracın sürücüsü Ahmet Burak Erdoğan, o zaman İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğluydu. Sürücünün14 Kasım 1997′de 42485 sicil numarasıyla Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden B sınıfı ehliyet aldığı bildirilse de, bunun geçmişe dönük ve sahte olarak düzenlendiği savlandı. Sevim Tanürek’in eşi, Ahmet Burak Erdoğan’ın sürücü belgesi olmadığının kendisine kazanın ardından gittiği karakolda söylendiğini belirtti. Kazanın ardından Erdoğan hakkında “Dikkatsizlik ve Tedbirsizlik ile Hayati Tehlike Teşkil Edecek Derecede Yaralamaya Sebebiyet Vermek” suçundan Asliye Ceza Mahkemesi’nde TCK 459/2 maddesi uyarınca 3 aydan 20 aya kadar hapis istemiyle davaaçıldı. Erdoğan’ın, trafik raporunda “dalgın olarak araç kullandığı için tali kusurlu” olduğu, Tanürek’in, duran taşıtların önünden yola çıktığı için hatalı olduğu ifade edildi. Erdoğan’ın kusur oranı, 3/8 olarak belirlendi. Tanürek’in hastanede vefatı üzerine oğul Erdoğan hakkında ek iddianame düzenlendi ve istenen ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olarak yükseltildi.

Kazaya ilişkin yargılama süreci 16 Ekim 1998′de, yani kazadan tam beş ay sonra Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Daha sonra Kemal Kerinçsiz’in de avukatlığını yapacak olan Avukat Kadir Kartal, müvekkili (olay tarihinde savcı Süha Babacan tarafından tutuksuz yargılanması istenen) Ahmet Burak Erdoğan’ın ¨İngiltere’de dil eğitimi¨ gördüğü için mahkemeye katılmadığını belirtti. 20 Eylül 1999′da görülen, Erdoğan’ın yine katılmadığı duruşmada Adli Tıp İhtisas Dairesi’nin kazayla ilgili raporu açıklandı. Buna göre Ahmet Burak Erdoğan tamamen suçsuz bulunurken, kazanın kusuru bütünüyle (8/8) Sevim Tanürek’eyüklendi. Bu rapor aynı daire tarafından 20 Ocak 2000′de teyit edildi. Bu rapor hazırlanırken Eyüp Çakmak ilgili ihtisas dairesinin başındaki kişiydi. Mahkemenin 2 Haziran 2000 tarihli duruşmasında, Ahmet Burak Erdoğan’ın beraatine karar verildi.

Burak ErdoğanKaza olduğunda ehliyetini aldığı belirtilen tarihin üzerinden henüz altı ay bile geçmemiş olan Ahmet Burak Erdoğan’ın suçsuz bulunması Türkiye’deki trafik istatistiklerine biraz aykırı bir durumdu. 2005 yılında Ankara odaklı bir istatistiğe göre şehir içi trafik kazalarının %44′ü yayaya çarpma şeklinde gerçekleşmektedir 1. 1998 yılında Türkiye’de toplam 551,211 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazaların yalnızca %2.72′sinde yayalar kusurlubulunmuştur, sürücü kusur oranı ise %95.96′dır.

17 Haziran 2001′de Hürriyet’te çıkan bir köşeyazısında Tanürek’in eşi Ahmet Tanürek’in şu sözleri yer aldı:

“Tayyip’in oğlu kırmızı ışıkta hızla geçiyor. Peşine siren çalarak ekip takılıyor. Kaçarken, yaya geçidine 5 metre kala eşime çarpıyor. 30 metre sürüklüyor. Eşim 6 gün sonra vefat etti. Yakalandığında polislere Tayyip’in oğlu olduğunu söylüyor. Zaten o andan itibaren her şey değişti. Karakola gittik, çocuğun ehliyetini sormuyorlar. Polislere bunu hatırlattığımızda ‘Siz ukalalık etmeyin, biz ne yapacağımızı biliriz’ dediler. Kazadan hemen sonra caddemize belediye arazözleri geldi. Tarihte ilk kez, caddemiz baştan aşağı yıkandı. 35 metre fren izi vardı ve her şeyi bir anda yok ettiler. Çocuğun ehliyeti yoktu. Kazadan sonra, üç ay önce verilmiş gibi ehliyet düzenlediler. Mahkeme başladı, çocuk bir kez olsun gelmedi. Babası tarafından yurtdışına gönderilmişti! Ama Tayyip’in adamları hep oradaydı. Karımın hakkını ararken bir şey söylediğimizde dirsek yedik, tehdit edildik, tacize uğradık. Hákime çocuğun ehliyeti olmadığını, kazadan sonra babasının forsuyla düzmece ehliyet verildiğini söylediğimizde ‘Ne demek yani, siz koskoca belediye başkanını sahtecilikle mi suçluyorsunuz’ diye azar işittik. Sakin bir insanımdır ama o anda elimde bir şey olsaydı, kafasına fırlatırdım. Olayın oluşunu gören tanıkların hepsi tehdit edildi ve korkutuldu. Buna bir yakınımız dahildir. Sadece bir tek genç kız tanıklık yapmakta direndi. Fakat işin rengi değişmişti. Başına iş gelmemesi için ona da tanıklık yaptırmadık. Şişli karakolunda çocuğun ehliyetini sormayan polislerin ve sahte ehliyet veren trafikçilerin aileleri dava görülürken defalarca gelip yalvardılar, işin üzerine gidersek kocalarının görevine son verileceğini, aç kalacaklarını söylediler. Onlardan da şikáyetçi olmadık! Kapımızda her gün belediye araçları durur, Tayyip’in adamları önümüze çıkardı. Tanıklara olduğu gibi, bize de, uğraşmayalım diye en az 20 ‘ricacı’ geldi. Tayyip belediye başkanıydı. O zaman anladık ki, karşımızda bir ‘dev’ vardır ve onunla baş etmek mümkün olmayacaktır. Biz bu durumda aile meclisi olarak toplandık ve işin ucunu bırakmaya karar verdik… Çünkü bir sonuç çıkmayacaktı. Onlar çok güçlüydü. Sonuçta efendim, mahkeme kararını verdi! 8′de 4 kusurlu olan çocuk 3 ay hapis cezası aldı. Bu da paraya çevrildi. 1998 yılının parasıyla toplam 540 bin lira ceza ödediler. Bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyon eder.” 2

Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı o günkü köşeyazısında dile getirilenleri 30.6.2001′de tekzip etti:

17.6.2001 tarihli yazınızda sözü geçen olayda kusurun tamamının merhum Sevim Tanürek’e ait olduğu saptanmış ve bu olguya göre Ahmet Burak Erdoğan’ın beraatine 2.6.2000 tarihinde karar verilmiştir. (Sevim Tanürek’in kocası) Ahmet Ürek ile oğlu Cavit Ürek, mahkemeye sundukları 8.1.1999 tarihli dilekçeleri ile şikáyet ve müdahaleden vazgeçmişlerdir. Yazınızda gerek ehliyet, gerek kaza anı ve sonrası ve gerekse yargılama aşamalarında iddia ettiğiniz şekilde bir durum hiçbir zaman olmamıştır.

Ahmet Burak Erdoğan hakkında kusursuzluk raporu veren Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’nin başındaki Eyüp Çakmak, 4 Mart 2004′te, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidardayken Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) A.Ş.’ye genel müdür yardımcısı olarak atanır. 2008′de yanlarındaki mikrofonun açık olduğunu unutan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci arasında geçen bir diyalogda Unakıtan TDİ’nin yönetim kademesinin değiştirilmesi konusunu gündeme getiren Kilci’ye, Başbakan’dan mutlaka izin alınması gerektiğini belirtir. 2011 yılı itibarı ile Çakmak hâlen aynı görevi ifa etmektedir.

2000 yılında – 21 yaşındayken – Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden ‘askerlik yapamaz’ raporu alan Ahmet Burak Erdoğan ise, babasının sözleri ile 2 milyon ABD Doları, Frank Shipbrokers’a göre 4.5 milyon ABD Doları değerinde bir gemiyi (Başbakan’ın sözleri ile ¨gemicik¨i) ortağı Mert Çetinkaya ile birlikte satın almış, yaşamını sürdürmektedir.

 

Kaynak: https://www.google.com.tr/#q=burak+erdo%C4%9Fan

Emre Özcan 2016-09-15T11:23:58+00:00

About the Author: Emre Özcan

Emre Özcan 1984'de herhangi bir şeye tepki olarak doğdu. İkizler burcu bir bilişim çalışanı. İnsan ilişkileri,futbol,internet,sosyal medya,felsefe ve dini konularla ilgilenmeyi çok seviyor. Şimdilik Ataşehir'de tek başına yaşıyor zengin olunca Cihangir'e taşınacak.

6 Comments

  1. ll.m Lawyer 1 Temmuz 2014 at 16:52 - Reply

    güzel fakat

    1-istatistik veri hatalı ,

    %95.96+%2.72=%98.68

    %1.32 nerde ? sakın bana kalkıp iki tarafında kusurlu olduğu haller deme 🙂 ağırlıklı kusur prensibi ihmal suretiyle işlenen taksirli suçlarda esastır ( Bu nedir abi deme araştır 🙂 )

    2- Tanürek’in eşinin ilk altı cümlesi ispatlanamaz ki ispatı yoktu bunları kaldır

    3-” Sadece bir tek genç kız tanıklık yapmakta direndi. Fakat işin rengi değişmişti. Başına iş gelmemesi için ona da tanıklık yaptırmadık. Şişli karakolunda çocuğun ehliyetini sormayan polislerin ve sahte ehliyet veren trafikçilerin aileleri dava görülürken defalarca gelip yalvardılar, işin üzerine gidersek kocalarının görevine son verileceğini, aç kalacaklarını söylediler. Onlardan da şikáyetçi olmadık! Kapımızda her gün belediye araçları durur, Tayyip’in adamları önümüze çıkardı. Tanıklara olduğu gibi, bize de, uğraşmayalım diye en az 20 ‘ricacı’ geldi. Tayyip belediye başkanıydı. O zaman anladık ki, karşımızda bir ‘dev’ vardır ve onunla baş etmek mümkün olmayacaktır. Biz bu durumda aile meclisi olarak toplandık ve işin ucunu bırakmaya karar verdik… Çünkü bir sonuç çıkmayacaktı”

    Bu kısmı da çıkart saçma ( boşluklu ifadeler var)

    4- Diyeceksin ki niye yazdın bu yorumu ” internette konuyla alakalı bilgi içeren tek yer burası yazıyı düzelt o yüzden eksiksiz olması önem arz etmekte

    saygı ile

    • Emre Ozcan 1 Temmuz 2014 at 23:13 - Reply

      Yorum icin tesekkurler fakat alinti olan kisimlar icin benim yapabilecegim bisey yok. Yaziyi editlemiyorum yorumlar ile daha saglikli bilgler olusacaktir. Tesekkurler.

    • gereksiz 14 Mayıs 2016 at 18:07 - Reply

      yol veya araç kusuru diye birşey var sende bunu bir araştır.

  2. Dondurmam Gaymak 8 Aralık 2015 at 03:21 - Reply

    Hadi yedik diyelim herşeyi kaldıranlar bunu neden kaldırmıyo? ve çok çelişkili bir yazı belki sağlam sallasan onu kaldırırlar yada daha çok ilgi çekersin kaç senelik yazı ikinci yorum

  3. ibrahşim issa basha 26 Mart 2016 at 07:56 - Reply

    shhit alahai
    mor important than shit a lqawm ibn alashraf ask great god for the sun of honour

    because of this martyr we can fight ottonan any more thgis my order the advisory ministry fopr joudaism go and built your country we gave you the secrets of build
    and we want our books to control our life mood and go nto rose and jasam,ine in alepoo to pray near my father tomb the said alsadat and ask for your son heaven

  4. Janset 16 Mayıs 2016 at 16:10 - Reply

    Ee bu yazıyı niye sildirmemişler

Lütfen yorumlarınızla desteklemekten çekinmeyin

%d blogcu bunu beğendi: